Bilgi, Resim Ve Video Sitesi (Ayrıca Üyelerimize Özel ChatBox)


    Spor Dallarının Tarihçesi

    Paylaş
    avatar
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 20
    Kayıt tarihi : 12/09/10

    Spor Dallarının Tarihçesi

    Mesaj  Admin Bir Salı Eyl. 14, 2010 12:58 pm

    VOLEYBOLUN TARİHÇESİ

    Voleybol Amerikalı William Morgan tarafından 1895'te A.B.D'de bulundu.Morgan YMCA adlı bir dernek üyesi olarak gençlerin spor yapması için bu oyunu geliştirmiştir.Morgan ,bu oyunu Basketboldan daha az fiziksel temas gerektiren bir oyun oluşturmak üzere basketbol,beyzbol,tenis ve hentbolun bazı özelliklerini biraraya getirmiş ve bu oyuna MINTONETTE adını vermiştir.
    Morgan fileyi tenisten ödünç almış ve onu yerden yaklaşık 183 cm. yükselterek ortalama insan boyunun biraz üzerine çıkarmıştır.1896 yılında Springfield kolejinde Y.M.C.A kongresi toplandığında Dr. Mintonette adını VOLLEYBALL olarak değiştirmiştir.
    Çünkü önemli olan topu öne-geriye getirmektir ve bu ingilizce volley anlamına gelmektedir. Bir oyun olarak voleybol önceleri A.B.D. iş adamları tarafından oyun sahalarında görülmüştür.1900 yılında Kanada bu sporu benimseyen ilk ülke olmuş ve uluslararası bir kuruluş olan Y.M.C.A. voleybolun bütün dünyaya yayılmasına öncülük etmiştir ve ayrıca aynı yılda voleybol için özel top tasarlanmıştır. İlk uluslararası turnuva 1913 yılında Asya kıtasında düzenlenmiş ve turnuvaya Çin ,Japonya ve Filipinler katılmıştır.
    1916'da Filipinler'de topu belli bir açıyla yükselterek başka oyuncu tarafından vurulması şeklinde hücüma yönelik bir stil geliştirilmiştir. Birinci Dünya savaşında Avrupa'ya gelen A.B.D. askerleri voleybolu tanıtmaya başlamışlar ve 1917 yılında Y.M.C.A. üyesi A.B.D. askerleri bu sporu Fransa'ya götürmüşlerdir.1917 yılında Çekoslavakya'da oynanmaya başlamıştır.Aynı yılda oyun puanı 21'den 15'e düşürülmüştür.2.13 metre olan file yüksekliği 2.43 metreye yükseltilmiştir.1918 yılında sahadaki oyuncu sayısı 6 oyuncuyla sınırlı tutulmuştur.
    Voleybol 1920'de Polonya'da oynanmaya başlanmış ancak her ülke oyun kurallarını değişik olarak belirlemiştir.Örneğin Asya kıtasında voleybol 9 kişiyle ve alçak filede oynanmıştır.1922'de her takım için üç vuruştan sonra topu karşıya atma kararı alınmıştır.
    1922'de ilk defa Y.M.C.A. ulusal şampiyonası Brooklyn Newyorkta 11 eyaletten 27 takımın katılımıyla gerçekleşmiştir. 1928'de turnuvalara ve kurallara ihtiyaç duyulduğu görülmüş ve USVBA(Birleşik Devletler Voleybol Federasyonu) kurulmuştur.Voleybol sahasının YMCA takımı dışındakilere açılımı ile ilk defa ABD açık hava oyunu gerçekleşmiştir.
    1930'da ilk defa ikili plaj voleybolu gerçekleşmiştir. 1934'te ulusal voleybol hakemleri onaylanmış ve aynı yıl Stocholm'de IAHF (Uluslararası Hentbol Federasyonu ) kongresinde Polonya başkanı bir teknik komite kurulmasını teklif etmiş ve kurulmuştur.
    1936'da Berlin'de Olimpiyatlar sırasında II. Kongre yapılmış ve uluslararası bir komitenin kurulmasına karar verilmiştir.Ancak 2. Dünya savaşının çıkması bu girişimi etkilemiştir.
    1937'de Boston'daki Amatör Sporlar Birliği toplantısında A.B.D. voleybol federasyonunu ulusal,resmi ,idari örgüt olarak kabul etmiştir. 1938 yılında Amerika'da uygulanan kurallar küçük değişiklerle uluslararası kurallar olarak kabul edilmiştir.
    1947'de Pariste yapılan uluslararası kongrede Uluslararası Voleybol Federasyonu belirlenmiştir. Bu federasyona ilk üye olan ülkeler ; A.B.D., Brezilya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, Macaristan, Mısır, Portekiz, Polonya, Uruguay ve Yugoslavya' dır.
    • 1948'de ilk ikili plaj voleybolu turnuvası yapılmıştır.
    • 1949'da ilk dünya şampiyonası Prag Çekoslavakya'da yapılmıştır.
    • 1961 yılında Marsilya'da Olimpik branş olarak kabul edilmiştir.
    • 1964 yılında Tokya'da yapılan Olimpiyatlarda erkekler ve bayanlar voleybol müsabakaları Olimpiyat programına konulmuştur.
    • 1964 yılında Tokya'da bayanların bir defaya mahsus müsabakaya katılabilecekleri kararı alınmıştır.
    • 1966 yılında Prag'da bayanların Olimpiyatlara katılmaması kararı kaldırılmıştır.
    • 1974'de Meksika'daki Dünya şampiyonası Japonya'da Televizyondan yayınlanmıştır.
    • 1987'de uluslararası voleybol federasyonu Dünya plaj voleybolu serisini programa almıştır.
    • 1989'da uluslararası voleybol federasyonu voleybol sporuna yardım programı oluşturmuştur.
    • 1990'da Dünya Ligi kurulmuştur.
    • 1992'de Amerika'da 4 kişilik profesyonel plaj ligi başlamıştır.
    • 1995'te voleybol sporu 100 yaşındaydı.
    • 1996'da ikili plaj voleybolu olimpiyat programına alınmıştır.
    ___________________________________

    MASATENİSİNİN TARİHÇESİ

    Nispeten genç bir spor olmasına (tenisten daha yeni ve basketboldan biraz daha eski) rağmen, masa tenisinin kaynağı hiç bir zaman kesin olarak bilinmemektedir. .

    Bu sporun salon tenisi adıyla bilinen en eski şekli 1880 li yıllarda Hindistan ve Güney Afrika'daki İngiliz ordu subayları tarafından oynanırdı. Puro kutularının kapaklarını raket, yuvarlatılmış şarap şişesi mantarlarını da top olarak kullanırlardı. File olarak da kitapları kullanıyorlardı.

    1890 lı yıllarda İngiltere'de bu oyunun diğer versiyonları geliştirildi. Bunlar "whiff whaff" ve "gossima" gibi değişik isimlere sahiptiler ve Parker Brothers firması masaya kurulabilen portatif net, dışı file kaplı küçük bir top ve minyatür raketlerden oluşan salon tenisi kitleri satmaya başladı.

    1900 yılında Amerika'yı zayaret eden İngiliz James Gibb, dönerken yanında bazı içi boş selüloid toplardan getirdi ve arkadaşlarıyla salon tenisini bu topları kullanarak oynamaya başladı. Gibb, topun rakete ve masaya çarptığı zaman çıkardığı sesi temsil eden "ping pong" ismini kulanmaya başladı.

    Fakat 1901 yılında İngiliz spor ekipmanları üreticisi olan John Jacques "Ping Pong" ismini kendi adına tescil ettirdi ve bu ismin Amerika haklarını Parker Brothers firmasına sattı. Onlar da yeni kitlerini bu isimle çıkardılar.

    Bir başka İngiliz, E. C. Goode, 1902 yılında tahta raketinin yüzeyini pürüzlü lastikle kaplayarak topa falso vermeyi başardı. Aynı yıl İngitere'de Ping Pong Federasyonu kuruldu fakat isim hakkının Parker Brothers firmasında olmasından ve dolayısıyla ekipmanların çok pahalıya çıkmasından dolayı 3 yıl sonra kapandı.

    Buna rağmen diğer üreticilerin genel bir isim olan table tennis (masa tenisi) adı altında sattıkları ekipmanlarla bu spor İngiltere ve Avrupa'da sessizce yaygınlaştı. 1921 yılında İngiltere'de yeni bir masa tenisi federasyonu kuruldu. Peşinden de 1926 yılında İngiltere, İsveç, Macaristan, Hindistan, Danimarka, Almanya, Çekoslovakya, Avusturya ve Galler'in Berlin'de yaptıkları toplantıda Fédération Internationale de Tennis de Table (International Table Tennis Federation - Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu) kuruldu.

    İlk dünya şampiyonası 1927 yılında Londra'da yapıldı. Bu yıldan 2. dünya savaşına kadar tüm şampiyonalar Macaristan'ın egemenliği altında geçti. Bu zamanların en iyi oyuncuları bayanlarda yedi dünya şampiyonası kazanan Macar Maria Mednyanszky ve beş defa dünya şampiyonu olan yine Macar Viktor Barna'ydı. Çekoslovakya ve Romanya'lı sporcular da bazı şampiyonaları kazandılar.

    Amerika Ping Pong Federasyonu 1930 yılında kuruldu fakat sadece Parker Brothers firmasının ekipmanları kullanılabildiği için üye sayısı fazla olamadı. 1933 yılında iki rakip federasyon daha kuruldu. Bunlar U.S. Amatör Masa Tenisi Federasyonu ve Ulusal Masa Tenisi Federasyonuydu. Bu üç gurup 1935 yılında birleşerek U. S. Masa Tenisi Federayonu adını aldı. 1994 yılında da adını U.S.A. Table Tennis olarak değiştirdi.

    İkinci dünya savaşından sonra bir süre daha orta Avrupalı oyuncuların egemenlikleri sürdü. 1953 yılından itibaren Asya'lı oyuncuların egemenliği başladı. Asya'lı yıldız oyuncuların aniden ortaya çıkmalarının bir sebebi Japon Horoi Satoh'ın 1952 yılında ilk defa kullandığı süngerli lastiklerin kullanılmaya başlamasıdır. Bu yeni malzeme oyunu hızlandırdı ve oyuncuların topa daha fazla falso vermelerine imkan sağladı.

    Asya'lı oyuncular "Penholder tutuşu" adı verilen ve raket sapının başparmak ile işaret parmağı arasında tutulduğu bir tutuş şekli geliştirdiler. Bu tutuş şeklinde her tür vuruş için raketin aynı yüzünü kullanıyordu (artık bu tutuş ile raketin her iki yüzünü de kullanan oyuncular vardır). Bu tutuş bugün bir çok üst seviye uluslararası oyuncu tarafından kullanılmaktadır.

    1988 yılında masa tenisi erkek ve bayanlarda tekler ve çiftler müsabakalarını içeren olimpik bir spor haline geldi.


    ________________________________________


    HENTBOLUN TARİHÇESİ

    Hentbol, tarihi çok eskilere dayanan bir spor dalıdır. Antik Yunan ozanlarından Homeros bu oyuna oldukça benzer bir oyunun oynandığını yazmaktadır. Milattan önce 600 yıllarında geçtiği tahmin edilen bu sporda, atletlerin bir duvara topu vurduktan sonra kapma çalışmaları ve bu süreç içinde yaptıkları mücadeleyi anlatır. Yine bizanslıların "harpaston" adı verdikleri oyunsa neredeyse günümüz hentbolunun temelini oluşturmaktadır. Ortaçağda Alman ozan Walter ise "top yakalama" adında hentbole oldukça benzer bir oyundan bahseder. Ancak Hentbol, gerçek şeklini 19. yüzyılda Danimarka' da almıştır. Hentbolun kökeni Danimarka'da oynanan 'Haandboll' denen bir oyundan gelmektedir. Hentbol oyununun gelişimi diğer Avrupa ülkelerinde de görülmüştür ama bu sporun Avrupa'ya ve dünyaya yayılmasını Berlin'deki Alman Yüksek Beden Eğitimi Okulu sağlamıştır. 1848 yılında yaygınlaşan bu oyunu Alman Cimnastikçi Konrad Koch 1897' de Almanya'ya taşıdı ve adı raffbol olarak değişti. Hentbol, adını ilk olarak 1910 yılnda İsveç'te aldı. 1925 yılında Almanya ve Avusturya arasında yapılan ilk uluslararası hentbol maçıdır. Fakat o dönemlerde hentbol hala 11 oyuncu ile futbol sahalarında oynanmaktaydı. Hentbol 4 Ağustos 1928 tarihinde Amsterdam'da yapılan Uluslararası Amatör Hentbol Federasyonu kuruluş kongresinden sonra ayrı bir federasyon tarafından yürütülmeye başlanmıştır. 1936 Berlin Olimpiyatlarında ilk olimpiyat spor dalı olarak 11'er kişilik futbol sahasında oynanmıştır. Önceleri sadece açık havada oynanan hentbol, 1934 yılında Kopenhag'da İsveç ve Danimarka arasında yapılan bir müsabaka ile ilk defa salonda oynanmıştır. Bu tarih aynı zamanda salon hentbolünün de başlangıç tarihidir. İkinci dünya savaşından sonra, batı avrupada hentbol çok popüler rekreatif bir spor dalı halini almıştır. Uluslararası Hentbol Federasyonu (IHF) 1946 yılında kurulmuştur. Şimdiki 7 kişiyle oynanan salon sporu şeklini, 1960'larda aldı ve ilk olarak, 1972 Munih Olimpiyatlarında ise 7' şer kişiyle salonlarda oynandı. İlk Hentbol erkekler dünya şampiyonası 1938 de, ilk hentbol bayanlar dünya şampiyonası ise, 1949 yılında oynanmıştır.. Günümüzde hentbol 150 ülkede oynanmakta ve bu oyunu oynayan lisanslı 8 milyona yakın sporcu bulunmaktadır.

    Türkiye'de hentbol ilk kez 1927-1938 yılları arasında açık alan hentbolu olarak başlamıştır. Öncülüğünü Almanya'da öğrenim yapan ve beden eğitimi öğretmeni kökenli Hüsamettin Güreli, Zeki Gökışık ve Nafi Tağman askeri okullarda yapmıştır. Bu askeri okulların yanı sıra, Gazi Eğitim Ensitüsü Beden Eğitimi Bölümünde de bazı kurallar tespit edilerek, futbol sahalarında "el topu" adı altında hentbolun yaşatılmasına ve yaygınlaştırılmasına katkıda bulunmuştur. Ülkemizde ilk resmi saha el topu oyun kuralları, 1934 yılında Türkiye İdman Cemiyeti ittifakı tarafından yayımlanmıştır. Ülkemizde ilk resmi açık alan hentbol maçı 1938 yılında oynanmıştır.

    Hentbolun Türkiye'de gelişmesi ve yaygınlaşması yıllar sonra salon hentboluna geçilmesiyle sağlanmıştır. Ülkemizdeki salon hentbolu ile ilgili ilk ciddi çalışmalar 1974-1975 yıllarına dayanır. Bu tarihlerde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yurt dışına eğitime gönderilen bir grup beden eğitimi öğretmeni, eğitim gördükleri Federal Almanya'dan dönerek, görev aldıkları Beden Eğitimi Bölümlerinde modern salon hentbolunun temellerini atmaya çalıştılar. 1975 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü ve Ankara Spor Akademisi öğretim görevlisi Yaşar Sevim, ülkemizde ilk kez salon hentbolu oyun kurallarını yayımladı. Özellikle Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümü ve Ankara Spor Akademisi'ndeki hentbole yönelik çalışmalar, bu spor dalının kökleşmesini ve yaygınlaşmasını sağladı. Hentbol Federasyonu 1976 yılında kuruldu ve ilk federasyon başkanlığına Yaşar Sevim getirildi.

    _________________________________________


    TENİSİN TARİHÇESİ


    Tenisin ilk olarak nerede başladığı tam olarak bilinmemekle beraber, binlerce yıl önce eski Mısır, Yunan ve Perslilerde tenise benzer bir oyunun olduğundan söz edilmektedir. Fakat, 12. yüzyılda zengin İngiliz ve Fransız asilzadeleri betondan yapılma dört duvar içinde ve üstü bir fileyle kapalı sahalarda, Kort veya Kraliyet Tenisi adı verilen bir sporu yapmaya başlamışlardır. İlk zamanlarda tenis çıplak ellerle oynanmış, sonra eldivenler kullanılarak oynanmış ve en sonunda da, günümüzün raketlerini andıran araçlar kullanılmıştır.

    1873 yılında İngiliz bir subay olan binbaşı Walter Clopton Wingfield ilk çim tenisini icat etmiştir. Oyunun patentini aldıktan sonra, İngiltere ve diğer ülkelere tenis fileleri ve toplarını satmaya başlamıştır. Bu tarihten sonra, tenis hızla yayılmaya ve popüler olmaya başlamış ve 1875 yılında, İngiltere'de Marlylebone Kriket Kulübü tarafından ilk tenis kuralları belirlenip yayımlanmıştır. Yine bir İngiliz subayı tarafından, Bermuda Adası'na tenis topları ve raketleri götürülmüş, Mary Ewing Outerbridge bu oyunu ilk kez burada görmüş ve tenis topları, file ve raketler satın alarak Staten Adası'nda bulunan evine, New York'a getirmiş. Böylece tenis sporu Amerika'da da tanınmaya ve yayılmaya başlamıştır.

    1881 yılında Amerikan Çim Tenis Federasyonu kurulmuştur. Yine aynı yıl içinde ilk Amerikan Erkekler Şampiyonası Newport, Rhode Adası'nda düzenlenmiştir. Yine ilk Amerikan bayanlar şampiyonası ise, 1887 yılında Philadelphia' da düzenlenmiştir.

    1913 yılında Uluslararası Çim Tenis federasyonu (ILTF) resmi olmadan kurulmuş ve 1923 yılında, tenis oyun kuralları ILTF tarafından belirlenmiş ve federasyon resmi statüsüne kavuşmuş. 1977 yılında ise, "Çim" ibaresi kaldırılarak, adı Uluslararası Tenis Federasyonu (ITF) olmuştur.

    Tenis o tarihlerden günümüze kadar, bütün dünyaya yavaş yavaş yayılmış ve popüler bir spor dalı haline gelmiştir.

    Tenisin Türkiye'de Kısa Tarihçesi

    Bu sporun ne zaman ve kim vasıtası ile ülkemize girdiği tam olarak bilinmemekle birlikte, ülkemizde görev yapan Avrupalı elçilik görevlilerince ülkemize geldiği ve sonra ülkemizde rağbet görerek yayıldığı varsayılmaktadır. Tenis federasyonumuz, Cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1923 yılında kurulmuş ve ilk başkanlığını Server Bey yapmıştır. 1926 yılında ilk müsabaka organizasyonu gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu ilk şampiyonada teklerde Suat SUBAY, çiftlerde Suat SUBAY - Sedat EROĞLU ikilisi birinci olmuştur.

    İlk kez uluslararası katıldığımız müsabaka ise Atina'daki Balkan Şampiyonasıdır. Bu müsabakalarda Sedat EROĞLU - Vahran ŞİRİNYAN çifti ülkemize ilk uluslararası birincilik derecesini getirmiştir. Nazmi BARİ 1951-1965 yılları arasında uzun bir süre tek erkeklerde birinciliği elinde tutmuş ve kırılması güç bir rekora imza atmıştır. Bu sayede dünya Türk tenisçileri ile tanışmıştır. Nazmi BARİ ülkemize bir çok uluslararası başarı kazandırmış nadir tenisçilerdendir. Türkiye ilk olarak takım müsabakalarının yapıldığı DAVİS kupasına ise, 1959 yılında katılmıştır.

    Tenisin ülkemizdeki son durumuna bakıldığında, hem tesis hem de bu sporu amatör veya profesyonel seviyede yapanların istenilen düzeyde ve sayıda olmadığı görülmektedir.

    ____________________________________________


    BOWLING'IN TARİHÇESİ


    İngiliz antropolog, Sir Flinders Petrie'nin 1930'da Mısır'da yaptığı araştırmalarda bir çocuk mezarında bowling benzeri bir oyuna ait malzemeler bulması bu oyunun M.Ö. 5200 yıllarına uzanan (bazı kaynaklarda M.Ö. 3200 olarak geçiyor) bir geçmişi olduğunu, en az 5000 yıllık bir oyun olduğunu ispatlamıştır. Bu dönemde bu oyunun mermer yarım daire şeklinde bir alandaki 10 adet taş kukayı taş toplarla devrilerek oynandığı düşünülüyor.

    Eski Polonezyalıların oyandıkları “ula maika” adlı oyun da 60 feet mesafeden kukaların devrilmesine dayanan bir oyun olarak bowling oyununun geçmişinde yer almakta. İşin ilginci bu mesafe hala günümüzde de kullanılıyor.
    Tüm bu dönemlerde avcı ve savaşçıların yeteneklerini geliştirmek için benzer oyunlar oynadıkları ve bu oyunların bowlig'in temelini şekillendirdikleri biliniyor.
    Alman tarihçi William Pehle M.S. 300 lü yıllarda bu oyunun Almanya'daki izlerine değinmekte. 3. ve 4. yüzyıllarda bu oyun pek çok kilisede günahlardan arınmanın bir simgesi olarak kullanılıyordu. Tapınanlar “kegel” adındaki 9 ahşap kukayı devirerek günahlarından ne kadar kurtulduklarını gösteriyorlardı. Bu testi başarı ile geçenler tamamen günahlarından da kurtulmuş sayılıyordu. (Protestanlığın kurucusu Martin Luther tüm kukaları devirmesiyle anılıyor) Bowlingçiler için kullanılan “kegler” deyimi bu döneme aittir.Dinsel bir törenden tekrar bir spor haline dönüşen bowling tipi oyunların kayıtlarına Avrupa'da 14. yy.da rastlanıyor. Bu yıllarda oyun o kadar popüler oluyor ki ünlü 100 yıl savaşlarında askerler ok talimleri yerine kendilerini oyuna kaptırınca King Edward III (1327-1377) ve King Richard II (1377-1399) bu oyunun oynanmasını yasaklıyorlar. Daha sonra King Henry VIII oyunu yasallaştırıyor ve hatta kendisi de oynuyor.
    Bu dönemde pek çok bowlinge benzer oyun Avrupa'dan Amerika'ya göçmenlerle taşındı. Bunların arasında İtalyanların bocce'si, Fransızların pentanque'si ve Ingilizlerin lawn bowling denilen, kukasız oynanan bir bowling türü yer almakta. Modern bowlingin temelinin ise Hollandalı göçmenlerin 1600'lü yıllarda taşıdıkları üçgen şeklinde dizilen ahşap kukalarla oynanan “Dutch Pins” oyunundan geldiğine inanılmakta. Hollandalılar bu yıllarda bu oyunu New York'ta hala aynı isimle bilinen “Bowling Green” yöresinde oynuyorlardı.

    1841 yılında Connecticut eyaleti 9 kukalı bowling oyununu yaygınlaşan bahis ve kumar yüzünden yasaklamış, bunu diğer eyaletler izlemiştir. Dünyada “Ten Pin Bowling” olarak bilinen 10 kukalı bowling'in bu 9 kuka yasağını delmek üzere oluşturulduğu düşünülmekte.

    Tarihi boyunca dış mekanlarda oynanan bowling oyunu 1840 yılında New York'ta iç mekana inşa edilen ilk kulvarların yapılmasıyla 19. yy. da artık popüler bir iç mekan oyunu haline geldi.

    Tüm dünyada oynanmasına rağmen kuralları belirli olmayan bowling oyunu ilk organizasyonuna 1875 yılında 9 kuka bowling oynatan 9 kulüp tarafından oluşturulan "National Bowling Organisation" ile kavuştu. Bu organizasyon ve diğer kulüpler standartları belirlemek için yıllarca çalıştı ve sonunda 1895 yılında New York'ta kurulan ABC - American Bowling Congress ile tek bir çatı altında toplandı ve bugün de geçerli olan pek çok kuralı saptadılar. Bu dönemden sonra bowling sporunda erkeklerin katılabildiği resmi karşılaşmalar başladı.

    1917 yılında kurulan Women's International Congress ile kadınlar da kendi karşılaşmalarını düzenlemeye başladılar. Bu organizasyon daha sonra Woman's National Bowling Association olarak değiştirildi. 1971 yılında bu organizasyon Women's International Bowling Congress (WIBC) olarak tekrar değişti.

    20 yy.da bu sporda çok ciddi gelişmeler oldu. 1905 yılına kadar kullanılan sert ahşap topların yanında plastik toplar kullanılmaya başlandı. 1914 yılında Brunswick “Evertrue” adında “gizli plastik formülü” ile ürettiği ilk marka plastik topunu üretti (bu malzemeye Mineralite adını verdi).

    Belki hiç bir şey bowlingin tarihinde 1940 yılında American Machinery & Foundry (AMF) tarafından üretilen otomatik “Pin Yerleştirme Makinesi”nin (Automatic Pinspotter) bulunması kadar önemli bir değişiklik yapmadı. 1950'lerin başlarında artık pinleri yerleştiren “pinboy” denilen çocukların yerini bu makinalar almaya başladı.

    1950'lerde ABC, kurallarında yer alan “sadece beyazlar için” kuralını değiştirdi.

    1958'de PBA - Professional Bowlers Association'un, 1960 yılında Professional Women's Bowling Association'un kurulması ile erkek ve kadınlarda profesyonel düzeyde üst düzey spor karşılaşmaları organize edilmeye başladı. Kadınların organizasyonundaki başarısızlıklardan dolayı buradan ayrılan bir grup 1974 yılında Ladies' Professional Bowlers Association adında bir kuruluş kurdular. Daha sonra bu iki kurum 1978 yılında birleşerek Women's Professional Bowlers Association (WPBA)u oluşturdular. 1981 yılında bu kuruluş Ladies Professional Bowlers Tour adını aldı.

    1982 yılında genç oyuncuların organizasyonu için YABA - Young American Bowling Alliance kuruluyor.

    1993 yılında ABC, kurallarında yer alan “sadece erkeklere mahsus” kuralını kaldırarak kadınların da bu organizasyonda yer almasına olanak sağladı.

    Günümüzde gelişen teknolojiler, otomatik skorlama makinaları ile gelişen bowling sporu tüm dünyada 100 milyondan fazla oyuncusu ile bir Olimpiyat Sporu olma yolunda ilerliyor.

    _______________________________________


    GOLF'UN TARİHÇESİ


    Dünya’nın en eski sporlarından biri hiç kuşkusuz golf. Golfü kimler buldu, golf hangi dönemlerde gelişti. 1457’de İskoçya’da golf kelimesi kullanıldı ve bir oyun vardı ancak İskoçlar mı bu sporun atası yoksa çok uzaklarda başka bir uygarlık mı?

    Çin, Fransa ve İskoçya yıllardır süregelen bir yarışta golfü ilk bulan ülke olmak için yarışmaktadır. Çin ve İskoçya’nın son dönemde ortaya çıkarttıkları yeni kanıtlar ise Fransa’yı bayağı geride bırakmış durumda.

    Dünya üzerindeki en genel kanı İskoçların golfü bulduğudur, 15. yüzyılda “gowf” adı verilen bu spor hakkında iki ayrı geçmişten bahsedilir. Birinde dönem yasalarının bu sporu yasakladığı söylenirken karşı cephede yer alan akademisyenlere göre bahsi geçen spor golf değil günümüzün çim hokeyine benzeyen bir diğer spordur. Bazı akademisyenler golfün 17. yüzyılda Hollandalılar tarafından oynandığını savunur.

    Dünya üzerinde golf oynandığı bilinen ve kanıtlanabilen en eski saha ise Musselburgh’daki The Old Links’tir. Kanıtlar Musselburgh Links’te 1672’ye kadar uzanan bir geçmişte golf oynandığını gösterirken İskoç Kraliçesi Mary’nin burada 1567’de golf oynadığına inanılır
    Bu arada profesyonel golf sahaları her zaman 18 delikli değildir ya da olmamıştır.

    15. yüzyılda St. Andrews’da 11 delikli bir sahada oynanan turnuvalarda oyuncular clubhouse’dan başlayarak sahanın sonuna kadar 11 delik oynar ve aynı yoldan geri dörerek 11 delikte son turda geçip toplamda 22 delik ile turnuvaların tadını çıkartırdı.

    1764’de ise bazı deliklerin aralarında çok az mesafe olması sebebiyle 11 delik sayısı 9’a düşürülmüş ve yine 2 tur sonunda da toplam 18 delikle turnuvalar tamamlanmaya başlamıştır.

    Ancak golf sporu esas gelişimini 19. yüzyılda yaşamaya başladı. Çok daha iyi dizayn edilen green bölgesi ve çok daha iyi yapılmaya başlanan iyi top dizaynları 1900’lardan itibaren kullanılmaya başlandı.

    l gövdeli golf spoları ise 1930’larda sahalarda yeşil halılarda boy göstermeye başladı.


    1930’lar aynı zamanda tahtadan golf tee’lerinin de sahaya metala bırakırken gövdelerde de çok daha hafif alaşımlı metaller kullanılmaya başlandı ve özellikle 1980’lerde golf sopalarının ağırlığında ciddi azalmalar oldu.

    Ocak 2006 golfü kimin icat ettiği konusunun yeniden açılışına sahne oldu.
    Lanzhou Üniversitesi’nden Profesör Ling Hongling ortaya çıkarttığı son kanıtlarla golfün İskoçya’da ilk kez oynandığı dönemlerden yaklaşık 500 yıl önce Çin’de oynanamaya hem de günümüz modern golfüne büyük benzerlikler ile başlandığını gösterdi.

    Song Hanedanı’nın Dongxuan Kayıtları’nda “chuiwan” adı verilen bir oyun çizimleriyle birlikte gösteriliyor. Cuanbang, pubang, ve shaobang adlarını taşıyan yani günümüzün drive, 2-wood, 3-wood sopalarına benzer sopaların kullanıldığı bu oyunda sopalar altından ve sadece çok zengin olanların oynayabildiği bir spor. Profesör Ling’e göre golfün Avrupa’ya gelmesini sağlayan ise Orta Çağ döneminde seyehat eden Moğollar.

    Ancak en eski golf organizasyonlarından biri olan İskoçya, St. Andrews’daki Royal and Ancient Golf Club sözcüsüne göre “Sopa ve topla oynanan bir çok eski oyun var, ancak günümüzün 18 delikli golfü kesinlikle İskoçya’da doğmuştur ve buna şüphe yoktur.”

    Halk etimolojisine göre golf “Gentlemen Only Ladies Forbidden” yani “Sadece Centilmenler için Bayanlara Yasak” anlamını da taşır.

      Forum Saati C.tesi Kas. 25, 2017 2:13 am